MATEMATİK TARİHİ – 4

Spread the love

MATEMATİK TARİHİ – 4

(MATEMATİK TARİHİ – 3 başlıklı yazımızın devamı)

ÜÇÜNCÜ DÖNEM 

İSLAM DÜNYASI MATEMATİĞİ

Yunan bilim adamlarının doğuya göç etmeye başlaması ve İslam devletlerinin yükselmelerine bağlı olarak İslam dünyasında bilimin ve akılcılığın ön planda olduğu bir düşünce gelişmeye başlamıştır. Hatta, Abbasi halifeleri Mansur, Harun Reşit ve El-Mamun, Bağdat’ta “Dar’ül Hikmet “ ( Aklın Evi) adı verilen bir medrese kurmuşlar ve burada bugüne kadar yazılmış tüm bilimsel kitaplarını çevirmeye başlamışlardır. Matematikte İslam döneminin en önemli özelliği Yunan matematiğinin devamı degil Mezopotamya, Mısır ve Yunan matematiğinin sentezi olmasıdır.

İSLAM MATEMATİĞİNDE ARİTMETİK

Aritmetikte temel işlem olarak adlandırılan; toplama, çıkarma, çarpma, bölme ve kesirli ifadelerle ilgili bilgiler, ilkel şekliyle, Eski Mısır ve Mezopotamya’da zaten bulunmuş ve işlemlerde kullanılmaktaydı. Fakat, ondalık sayılarda kullanılmakta olan virgül kavramı bu dönemde ilk defa kullanılmıştır. Virgüllü sayıları kullanan ilk kişinin 15. Yüzyılda matematik ve astronomi dalında çalışan bir bilim adamı olan Gıyasüddin Cemşid’in yazmış olduğu Risalet’ül Muhitiyye adlı kitapta kullanıldığı kayıtlardan anlaşılmaktadır.

İSLAM MATEMATİĞİNDE CEBİR

Bazı matematik tarihi kitaplarında günümüzde de kullanılmakta olan cebirsel bilgilerin çoğunluğunun Türk – İslam bilim adamları tarafından elde edildiği belirtilmektedir. Bu çalışmalar çoğunlukla 8. ile 16. Yüzyılda gerçekleştirilmiştir.

İslamiyetin başlangıç yıllarında; dini günlerin tespiti, namaz vakitlerinin belirlenmesi, takvim hazırlanması gibi dini problemlerle uğraşılmış olunduğu muhakkak ise de, o devir İslam matematikçilerinin, arazi ölçüleri, veraset hesapları, yükseklik tayini ve günlük yaşantı için gerekli pratik ölçme ve hesaplamalar hakkında bazı çalışmaların varlığı söz konusu olabilir..

Harizmi’nin Al-Cebir adlı kitabında ikinci dereceden bir polinomu adım adım çözmüştür. Fakat, negatif sayılar kullanılmadığından bugünkü ismiyle algoritmik yaklaşım yöntemi ile çözüm yapmıştır. Harizmi ayrıca bir hesap kitabı yazmıştır. Bu kitapta sıfır rakamı kullanılmıştır ancak boşluk dolduran bir sembol olarak gösterilmiştir. Kitabında sayılarla ilgili problemler ve çözümleri, toplama, çıkarma çarpma ve bölme gibi dört işlemlerin tanımları ve rakamlarla sayılar türetmeyi ve türetilen sayıların okunması ile ilgili kurallar açıklanmıştır.

Cebir dalında önemli çalışmaları bulunan bir diğer matematikçi ise Ömer Hayyam’ dır. Ömer Hayyam ( 1048 – 1131) cebir kitabında polinomların geometrik anlamlarını bulmaya çalışmıştır. En önemli özelliklerinden birisi üçüncü derece denklemlerin birden çok kökü olabileceğini biliyor olmasıdır.

İSLAM MATEMATİĞİNDE GEOMETRİ

Geometrinin çabuk ilerlemesini sağlama ve geometri ile cebirin analitik geometri adı altında bir arada  kullanılmaya başlanılması bu dönemde gerçekleşmiştir. Bu dönem matematikçilerinin insanlığa en büyük katkıları matematik ve geometriyi günlük hayata taşımış olmalarıdır. Özellikle Yunan matematiğinin kullanılabilirliği ve anlaşılabilirliği İslam Dönemi matematikçilerinin çeviri ve yorumları sayesinde olmuştur.

Harizmi, Ömer Hayyam, Ebu’l Vefa bu dönemin önemli geometricileri arasında sayılabilir.

Bazı kaynaklarda analitik geometri kavramının 1637 yılında La Geometri ile başlatıldığı yazılmış olsa bile 830 lu yıllarda Harizmi Arapça olarak Cevri ve’l Mukabele adlı kitabında bahsetmiştir.

İslam Döneminde matematikçiler çok önemli çalışmalara imzalarını atmışlardır. Örneğin; trigonometrinin Avrupa ‘ da yayılmasını sağlayan bilim adamlarının başında Sabit bin Kur-ra gelmiş, Ebul Vefa 7 ve 9 kenarlı düzgün çokgenlerin yaklaşık olarak çizmiştir. Özellikle tıp, astronomi ve geometrik çalışmalar dikkat çekmektedir bu dönem matematiğinde. Bu çalışmaların sonucunda ise rasathaneler (gözlemevleri) kurulmuştur. İçerisinde bugünkü trigonometrinin temel hallerinin anlatıldığı ve 1 er derece arayla sinüs değerlerinin bulunduğu kitap olan Ziyc ler yazılmıştır. Ayrıca yine Gıyasüddin Cemşid 1 derecelik bir yayın sinüs değerini virgülden sonra 18 haneye kadar doğru bir şekilde hesaplamayı başarmıştır.

Bazı görüşlere göre, Batı dünyası İslam döneminin yeniliklerini görmemezlikten gelmiş, hatta bu dönemde sadece Yunan Matematiğinin korunmuş, Avrupa’ya tanıtılmasını sağlayan bir nevi katalizör görevi yapılmıştır. Fakat bu düşüncelerine rağmen Nasireddin Al- Tusi ( 1201 – 1274 ) , Ömer Hayyam, Harizmi, Gıyasüddin Cemşid gibi önemli isimlerin eserlerinden günümüzde bile halen yararlanılmaktadır.

Özellikle Nasireddin Al-Tusi Ziç-i İlhani hazırlamıştır ki burada trigonometrik çalışmalar için kullanılan sinüs cetveli bulunmaktadır. Ayrıca trigonometrinin matematiğin ana dalı olarak kabul edilmesini sağlayan düzlem ve küresel tirgonometri ile ilgili çalışmaları batılı matematikçilerin astronomi dalında ilgilerini çekmiştir. Muhteşem bir hesap yeteneği olan Cemşit Al–Kaşi isimli bir diğer bilgin daha bu dönemde dikkat çekmektedir. Özellikle  pi (Π) sayısının virgülden sonraki 16 hanesini hem 10 , hem de 60 tabanlı sayı sisteminde doğru olarak vermiştir. Cemşit Al Kaşi ‘ nin Aritmetiğin Anahtarı adlı kitabı ispat ve teorem zenginliği bakımından döneminin en iyi kitaplarından birisi olarak gösterilmektedir. Ondalık kesirlerde işlemleri açıklayan yine Cemşit Al Kaşi ‘ dir.

Bu bilim ve aydınlık çağı Yunan tarihinin bitmesine benzer nedenlerle sonlanmıştır. Dini eğitim veren ulemaların çoğalması ile birlikte matematik gereksiz bir eğitim olarak görülmüş dini ağırlıklı eğitim benimsenmiştir. Hatta en son bilimle uğraşan insanlardan birisi olan Ali Kuşçu kendi oğlu tarafından öldürülmüştür. Osmanlı devleti yükselmiş ve dünya yeni bir olgu ile karşılaşmıştır. Batılı devletlerin Müslümanlığı kabul eden Osmanlı devletine karşı birleşmeleri ve yapılan savaşlar sonucunda bilimden daha farklı kaygılar oluşmuştur. Böylece yeni bir döneme daha geçilmiştir.

 

Devamı MATEMATİK TARİHİ – 5 başlıklı yazımızda.

Bir Cevap Yazın

Your email address will not be published.